Bir bitkiyi sevdiyseniz, aklınıza gelen ilk soru genelde şu olur: "Bunun bir tanesi daha olsa keşke." İşte kak üsürme tam da bu isteğin cevabı. Gövdenin odunlaşmaya başlamış kısmından alınan küçük parçaların, uygun nem ve sıcaklıkta kök salmaya zorlanmasına dayanan bu yöntem, tohum beklemeye kıyasla hem daha hızlı hem de daha tahmin edilebilir sonuç verir. Elinizde keskin bir bıçak, bir saksı ve biraz sabır varsa balkonda bile uygulanabilir.
"Kak", bitkinin gövdesinde ya da yan dallarında yumuşak yeşil dokudan sertliğe geçmeye başlamış ara bölüme verilen addır. Bu bölüm ne tamamen odunlaşmış kadar inatçı, ne de taze sürgün kadar çürümeye açıktır. "Üsürme" ise bu parçayı, üzerindeki gözlerden kök çıkarmaya zorlayacak şekilde nemli bir ortamda bekletmek anlamına gelir.
Neden bu bölüm seçiliyor? Çünkü ara doku, içinde hem depolanmış besin hem de kök oluşturabilecek canlı hücre tabakası barındırır. Taze sürgün su kaybından ölür, tam odunlaşmış dal ise uyanmakta zorlanır.
Her bitkide çalışır mı? Hayır. Gövdesi sürgün veren, kesildiğinde kesim yerinden kolay kallus dokusu oluşturan türlerde başarı yüksektir. Asma, incir, mürver, gül, ortanca, biberiye, lavanta, dut gibi bitkiler bu işe oldukça yatkındır. Buna karşılık tek yıllık sebzelerin çoğunda ve kalın etli köke dayanan türlerde beklediğiniz sonucu alamazsınız.
Mevsim önemli mi? Çok önemli. Bitkinin dinlenmeye geçtiği sonbahar sonu ile uyanmadan hemen önceki erken ilkbahar arası, kak almak için en güvenli aralıktır. Bu dönemde bitki su kaybına daha dayanıklıdır ve kesim şoku daha az olur. Yaz ortasında alınan parçalar genelde kök salmadan kurur. Yıl içinde hangi işin hangi aya denk geldiğini planlarken bahçe bakım takviminize bakmak işinizi kolaylaştırır.
Nasıl bir parça seçmeliyim? Kalem kalınlığında, 15-20 cm uzunluğunda, üzerinde en az üç dört göz bulunan, hastalık izi taşımayan parçalar ideal.
Ters dikersem ne olur? Bitki yönü tanır. Ters dikilen kak ya hiç sürmez ya da çok zayıf bir gelişme gösterir. Bu yüzden düz-eğik kesim alışkanlığı boşuna değil.
Doğrudan bahçe toprağına dikebilir miyim? Dikilebilir ama başarı oranı düşer. Ağır, tıkız toprak havasız kaldığı için kesim yüzeyi çürür. En iyisi gevşek, su tutan ama fazlasını hemen bırakan bir karışım kullanmak. Perlit, iri kum ve elenmiş torfun eşit oranda karıştırılması pratik bir çözümdür. Toprak yapısını nasıl değerlendireceğinizi öğrendiyseniz burada da işe yarar; ayrıca evde ürettiğiniz olgun kompostun küçük bir kısmını karışıma katmak, kök çıktıktan sonraki ilk beslenmeyi kolaylaştırır.
Hormon şart mı? Şart değil. Kolay köklenen türlerde hiç gerekmez. İnatçı türlerde köklendirme tozu süreyi kısaltır. Doğal alternatif isteyenler kesim yüzeyini seyreltilmiş söğüt dalı suyuna batırmayı dener; garantisi yoktur ama zararı da yoktur.
Nem nasıl korunur? Kaklar üstten buharlaşmayla su kaybeder, alttan ise henüz su alamaz. Bu açığı kapatmak için saksının üzerine şeffaf poşet veya kesilmiş pet şişe geçirilir. Günde bir kez havalandırmayı unutmayın, yoksa küf başlar.
Kökler ne zaman gelir? Türe göre üç haftadan üç aya kadar değişir. Biberiye ve lavanta gibi bitkilerde birkaç hafta yeterken, incir ve asmada iki ayı bulabilir. Üstte yaprak çıkması kök çıktığı anlamına gelmez; bu ilk yapraklar parçanın kendi deposundan gelir. Gerçek işareti, saksıyı hafifçe kaldırınca gelen direnç ya da drenaj deliğinden görünen beyaz kök uçlarıdır.
Merakımdan çekip bakabilir miyim? Bakmayın. Yeni kökler saç teli kadar kırılgandır ve her karıştırma süreci başa döndürür.
Kök çıktıktan sonra? Fidanı önce kendi saksısına alın, iki hafta korunaklı yerde tutun, sonra kademeli olarak açık havaya alıştırın. Bu dönemde sulama düzeni kritik; aşırı